.......

NESTLE KARACABEY FABRİKA MÜDÜRÜ

VEYİS ÖZTÜRK RÖPORTAJI

 

 

....1968'de Bursa'da doğdu. Bursa Erkek Lisesi'ni bitirdikten sonra Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği bölümünden mezun oldu.
...Daha sonra İngiltere ve Amerika'da mesleğiyle ilgili çeşitli eğitimler aldı. Çeşitli sektörlerde farklı iş tecrübeleri edindikten sonra 1996 yılında NESTLE Karacabey Fabrika'sında Üretim Mühendisi olarak göreve başladı ve 1999 yılında Üretim Müdürü görevini üstlendi.
...1 Temmuz 2001 tarihinden beri NESTLE Karacabey Fabrika'sında Fabrika Müdürü olarak görevini sürdürüyor.

   
 

NİL- Kendinizi birkaç kelimeyle nasıl tanımlarsınız?

VEYİS ÖZTÜRK- Heyecanlı, hiperaktif, aynı anda bir çok işle uğraşabilen yani. uğraşmayı seven, sabırsız biriyim…

NİL- Elde etmeye çalıştığınız sizin olsun diye uğraştığınız yada rekabet edip. yarıştığınız neler oldu hayatınızda?

VEYİS ÖZTÜRK- Genelde rekabetten yanayım, özellikle iş hayatında doğal rekabetten. yanayım. Özel hayatımda hiçbir şekilde rekabet ettiğimi zannetmiyorum çünkü kendi. ideallerim var. Ben kendi kendime özel hedefler koyan biriyim. Yani insanlar şunu. yapmışta bende yapayım gibi bir çaba içine girmem. Her şeye kendim karar veririm ve onu uygularım özel hayatımda rekabet etmem.

 
   

NİL- Herkes'den daha iyi yaparım dediğiniz bir şey var mı?

VEYİS ÖZTÜRK- Eğer iş hayatından bahsediyorsak, her şeyden önce iyi bir mühendisim. Pratik bir insanım. Teknik talimatlara uyarım ama işin oluru için de hızlı hareket ederim.Özel hayatımda da, resim yapmayı çok seviyorum ve iyi resim yaparım. Bir iki tane de ödül aldım hatta. Ama işim dolayısıyla vakit ayıramıyorum artık.

NİL- Peki kendinizle hesaplaştığınızda, muhasebe yaptığınızda eksik olan bir şeyler var mı? Yani bu noktada açık verdim dediğiniz?

VEYİS ÖZTÜRK- Evet var, özel hayatımı çok ihmal ettim. İş hayatı öncelikli olmak zorunda kaldı çoğu zaman. Dönüp baktığımda ben öyle tercih etmişim ama bir yerden sonrada zorunlu duruma geldi.

NİL- İş hayatınızda pişmanlıklarınız oldu mu? Ve bu yönde kendinize yaptığınız en cesur itiraf nedir?

VEYİS ÖZTÜRK- Pişmanlıklarım oldu ama çok büyük şeyler değildi. Tabi ki yaptığım hatalardan ders aldım. Daha sonraki basamaklarda bu hataları tekrarlamamaya çalıştım. Ama hayatımı olumsuz yönde etkileyecek, çok pişman olduğum bir kararım olmadı.

 
 
 

NİL- Nedendir bilinmez, yıllardır Karacabey'de NESTLE fabrikasının soğuk bir imajı. vardı, fakat son yıllarda NESTLE , ilçemizde yapılan çoğu faaliyete katılıyor ve bir çok. şeye destek veriyor… Bu durum yöneticilerden mi, yani sizden mi kaynaklandı?

VEYİS ÖZTÜRK- Bence iki taraflı bir konu bu. Benden önceki yöneticilerin çoğu. yabancıydı. Bir de tabi şirketin Türkiye'ye bakış açısı değişti, stratejisi değişti. Kurumsal iletişim bölümü kuruldu. Yıllardır bu bölgede fabrikamızın olması, bölgeyle. daha iyi ilişkiler kurmamızı gerektirir diye düşündük. Yani bu, şirketin bir politikası. aslında, şirketin ilişkilerini kuvvetlendirmek için aldığı karar.

 

 
 

NİL- Peki bu konunun birazda önceki Belediye Başkanımız Erol ONUR'la da ilgisi var mı? Şu anda belediye ile ilişkileriniz oldukça iyi, Karacabey'e parklar yaptırdınız, yolunuz tamamlandı…

VEYİS ÖZTÜRK- Aslında yolu NESTLE kendisi yaptı, diğer yol ise Başbakan'ın buraya gelmesiyle ilgili açılmak zorunda kaldı, tabi belediye bu konuda bize yardımcı oldu. Sonuçta tabi ki, Belediye Başkanı ve Belediye yöneticileriyle şirketin ilişkileri iyi olduğunda, karşılıklı olarak daha iyi şeyler yapılabiliyor.

NİL- Evet aslında sözün başında da söylediğiniz gibi iki taraflı bir şeydi bu…

VEYİS ÖZTÜRK- Kesinlikle doğru. Sonuçta Belediye bize yardımcı olursa bizde onlara destek oluruz, iyi ilişkiler kurulur.

NİL- 2001 yılından itibaren NESTLE Fabrikasının müdürlüğünü yürütmektesiniz ve bununla ilintili olarak zaman zaman Karacabey'de yaşadınız, yaşamaktasınız da… Karacabey'de sizi mutlu kılan ve rahatsız eden şeyler neler?

VEYİS ÖZTÜRK- Karacabey sosyo-kültürel olarak diğer aynı ölçüdeki ilçelerle değerlendirildiğinde, yapılabilecek çok şey olduğunu düşünüyorum. Karacabey compact bir yerleşime sahip dolayısıyla herhangi bir yerde işiniz varsa bir kaç işi hiç araba kullanmadan ve trafik derdi çekmeden kolayca halledebiliyorsunuz. Yaşaması kolay ve huzurlu bir ilçe, fazla negatif olay olmuyor. Bence en büyük eksikliklerden biri şehir içinde büyük yeşil alanların olmaması, insanların rahatça özellikle bahar ve yaz aylarda bir araya gelip birlikte birşeyler yapmalarına imkan sağlanması önemli.

NİL- Sizce Karacabey'in önümüzdeki 10 yıl içinde mutlaka tamamlanması gereken eksikleri nelerdir?

VEYİS ÖZTÜRK- Öncelikle ciddi bir imar planlaması yapılması ve bunun iyi uygulanması gerekiyor. Otobüs terminalinin şuanda ki mevcut yerinin değiştirilip, kavşak civarında bir yere yapılması gerekiyor. Toplu taşımanın biraz daha iyileştirilip, minibüslerin ortadan kaldırılması gerekiyor. Gereksiz yere trafik kalabalığı yapıyor,zaten yollar çok dar ve çok fazla park eden araç var. Kötü yapılaşmayı engellemek için büyük toplu konut projelerinin üzerine gidilmesi gerekiyor. Karacabey'de alternatif bir yerleşim merkezinin açılması gerekiyor. Bu bahçeli evler olabilir, özellikle doğalgaz geldikten sonra bu tür evlere ilgi duyulacağını düşünüyorum.Ve de içinde sinema salonlarının da olduğu güzel bir kültür merkezine kesinlikle ihtiyacımız var.

NİL- Bildiğiniz gibi Karacabey Türkiye'de en önemli fabrikaların bulunduğu, sanayisiyle önemli ölçüde iş imkanı yaratan bir ilçe, sizce Karacabey'de hangi alana dayalı bir sanayi bölgesi oluşturulmalıdır?

VEYİS ÖZTÜRK- Karacabey çok ciddi bir tarım potansiyeli olan bir ilçe, bence en iyi tarıma dayalı ve çevreye en az zarar veren sanayi şekilleri tercih edilmeli. Karacabey konum itibariyle bir çok doğal su kaynağı ve bunların bağlantı noktaları içersine konumlandırılmış bir yerde. Buraya kurulacak sanayinin kesinlikle çevreye zarar vermeyen ve mümkün olduğu kadar hammaddesini buradan temin eden yönde olmasında fayda var.

 
 

 
 
 
NİL- NESTLE, hem çalışanlarına çok değer veren bir firma olarak, hem de işten atılma tehlikesi çok yüksek bir firma olarak görülür… İnsanların gözünde bu tezat görüş nasıl oluştu sizce? NESTLE'ye girmek çok zor, fakat çıkarılmak çok kolay bu ikisi arasında nasıl bir ilişki var?

VEYİS ÖZTÜRK- Aslında bu ön yargı tamamen yanlış. İşini doğru yapan, performansı yüksek olan çalışanların işten atılma gibi bir korkusu olmaması lazım. Biz her çalışan için ulaşılması gereken hedefleri belirliyor ve değerlendirmelerimizi bu somut hedefler üzerinden yapıyoruz. Bugüne kadar Nestle'ye giripte ayrılan kişi sayısı 5-6 kişiyi geçmemiştir. Ama kimsede bizden işini yapmayan, kendinden bekleneni veremeyen kişilerle çalışmamızı beklememeli. Çünkü bu diğer başarılı çalışanlara haksızlık olur. Bir çok şirkete göre biz, iyi değil mükemmel durumdayız bu konuda. Bakın şöyle bir şey var, kadrolu ve sözleşmeli olarak insanlar yıllardır çalışıyorlar, bir çoğunu emekli ediyoruz. Bunlardan 15 yıllık, 54 kişiye altın rozetlerini ben verdim hatta. Birde yövmiyeci olarak çalışan insanlar var, onlarda belli bir sirkülasyon oluyor tabi ki, çünkü zaten sezonluk çalışıyorlar ve bütün fabrikalarda aynı şey yaşanıyor.

NİL- Araştırmalarıma göre NESTLE, çalışanlarına en çok tazminat ödeyen firmalar arasında yer alıyor… Bu doğru mu?

VEYİS ÖZTÜRK- Evet doğru. Yani işten çıkma halinde de bütün haklarını sonuna kadar alıyorlar. Çoğu zaman mağduriyetleri önlemek için prosedürün üzerinde de bir takım şeyler yapıyoruz onlar için.

NİL- İş başvurularını hangi kriterlere göre değerlendiriyorsunuz, NESTLE'de çalışabilmek için nasıl bir yol izlenmesi gerekir?

VEYİS ÖZTÜRK- Her pozisyon için ayrı kriterler var; beyaz yakalıların mutlaka iyi derecede İngilizce bilmesi gerekiyor. Mavi yakalıların İngilizce bilmesi gerekmiyor, tercih sebebi de değil ama bilirlerse kendileri için daha iyi oluyor tabi ki. Görüşmeleri ve mülakatı insan kaynaklarıyla birlikte yapıyoruz, ya da ayrı ayrı yapıyoruz. Ama sonuçta ben en son görüşmede mutlaka oluyorum. İki ya da üç basamaktan geçiyorlar. www.kariyer.net'i kullanarak, tabi ki cv'lerine göre seçiyoruz insanları. Pozisyona eğer tecrübeli biri aranıyorsa, daha önceki iş tecrübelerine ve referanslarına dikkat ediyoruz. Ama genelde biz çok tecrübeli tercih etmiyoruz, çünkü kendi firma kültürümüzle yetiştirmek istiyoruz. O noktada da, bitirdiği okula ve kişilik özelliklerine bakıyoruz

NİL- En son aşamada sizinle mutlaka görüşüldüğünü söylediniz. Peki bütün mülakatları geçip, sizin karşınıza geldiklerinde teknik olarak değil, sizin özellikle dikkat ettiğiniz şeyler neler? Yani birlikte çalışacağınız insanlarda neler ararsınız, nelere dikkat edersiniz?

VEYİS ÖZTÜRK- Kişinin açık olması, iyi bir iletişimci olması gerekiyor, açık ve dürüst ilişkiler kurabilecek bir yapıya sahip olması gerekiyor. Bir takım şeyleri gizleme ve saklama ihtiyacı hissetmemesi gerekiyor. Sonuçta bizler yöneticiyiz, ben sayısını bilmeyeceğim kadar iş görüşmesi yaptım, yani bir saatten sonra karşı tarafın doğru söylemediğini, ya da bir takım şeyleri saklama ihtiyacı duyduğunu hissediyorsunuz ve zaten o noktada bir gerilme yaşanıyor. Mesela ben yurt dışında da çok bulundum, birçok ayrı şirkette de çalıştım, yani bu konuda hani derler ya, insan sarrafı diye, tecrübelerimi kullanıyorum. Sonuç olarak benim için kişinin, açık ve samimi olması çok önemli.

NİL- Fabrika yöneticisi olarak sizi Karacabey'de yapılan sosyal aktivitelerde pek göremiyoruz, bunun sebebi sadece iş yoğunluğunuz mu, yani hiç mi vaktinizi olmuyor?

VEYİS ÖZTÜRK- Çoğuna gitmeye çalışıyorum ama ben çok seyahat ediyorum ve etkinliklerin yapıldığı günlerde burada olmuyorum aslında. Ben katılamadığımda da NESTLE'yi temsilen bir arkadaşımız mutlaka katılıyor. Ama yöneticilerin hepsiyle görüşüyorum, Kaymakam, Belediye Başkanı gibi. Onların düzenlediği yemeklere yada faaliyetlere gidemiyorsam bile mutlaka aralarda görüşüyorum. Çünkü gerçekten vaktim olmuyor. Haftanın iki günü İstanbul'da geçiyor, her iki ayda bir yurt dışı seyahatim oluyor. Bazen de özel projelerim oluyor şirketle ilgili ya da misafirlerim oluyor onlarla ilgilenmek zorunda kalıyorum…

 
 

.NİL- Peki en son hangi etkinliğe katıldınız Karacabey'de?

.VEYİS ÖZTÜRK- En son Kaymakamlığın düzenlediği bir yemek vardı, büyük bir grup olarak ona katıldık. Ama 4-5 ay oldu…

.NİL- Gazeteci olsaydınız kiminle röportaj yapmak isterdiniz ve neden?

.VEYİS ÖZTÜRK- Güzel bir soru, eğer iş hayatı olarak düşünürsek…
.
NİL-
Bu sorunun cevabını iki boyutlu almak istiyorum aslında, hem iş, hem özel yaşantınızda..

 

VEYİS ÖZTÜRK- Peki… Benim ilgi alanlarımdan bir tanesi olan Formula 1 ile ilgili McLaren pilotu Mika Hakkinen'le röportaj yapmak isterdim, benim için önemli. NESTLE'nin Dünya Genel Müdürünü çok beğeniyorum Peter Brabeck-Letmathe Ticari ve Yöneticilik bazında.. Onunla röportaj yapmak isterdim. Birde ABD Eski Başkanı Clinton'la yapmak isterdim. İkisinin de çok iyi bir yönetici kafalarının olduğunu düşünüyorum, ideal yöneticiler bence…

NİL- Peki NESTLE'nin Ceo'su Peter Brabeck-Letmathe'ye ilk ne sorardınız?

VEYİS ÖZTÜRK- NESTLE'nin dünyadaki operasyonlarında insanlığa olan katma değerini daha fazla nasıl ön plana çıkarmayı düşünüyorsunuz diye sormak isterdim ilk… Çünkü Nestle'nin şuanda yaptıklarından daha güçlü bir firma olduğunu ve ileride daha iyi şeyler yapması gerektiğini düşünüyorum.

NİL- Arkadaşlarınızdan birine sizi sorduk ve şu yanıtı aldık; Hayatında disiplini elden bırakmayan ama hayatını heyecanla yaşayan, işini kesinlikle çok iyi yapan, aslında tam bir işkolik diyebilirim Veyis için. Yeri geldiğinde yapabileceklerinin farkında olan, yeri geldiğinde olabildiğine alçak gönüllü davranan ve bu ikisinin dozunu çok iyi ayarlayabilen ender insanlardandır… Hepsinden önemlisi her şeyi paylaşabileceğiniz çok sıkı bir dosttur… Sizce sizi kim böyle anlatmıştır bize?

 

(VEYİS Bey'in takıldığı tek soru bu olmuştu, çünkü gerçekten hem çok şaşırmış, hem de çok mutlu olmuştu. Bunu söyleyen arkadaşı bizden uzaklarda olduğu için, bu sözlerinin sahibini yakınlarda yani Karacabey NESTLE Fabrikasında arıyordu. Birkaç denemeden ve benim küçük bir ipucumdan sonra bu kişinin NESTLE Eski Kurumsal İlişkiler Direktörü şimdinin Sabancı Holding Kurumsal İlişkiler Müdürü Ahter KUTADGU olduğunu anlamıştı ve doğru kişiyi bulmuştu… :)

 

Nihayet “Ahter değil herhalde?” dedi ve benden “Evet” yanıtını alınca sohbetimiz şöyle devam etti…

VEYİS ÖZTÜRK- Çok şaşırdım........................................NİL- Neden ki?

VEYİS ÖZTÜRK- Beni bu kadar iyi tanıdığını bilmiyordum açıkçası, çünkü gerçekten beni çok iyi tanımlamış. Ve benim için çok hoş bir sürpriz oldu, teşekkür ederim...

NİL- Sizin en sevdiğim ve kendime örnek aldığım yönünüz; Doğallık ve içtenliğiniz… Biraz açmak gerekirse, kendinin ve bildiklerinin farkında olan ama ben koskoca bir müdürüm, karizmatik olmalıyım, diktatör ve politik davranmalıyım ve gittiğim her yerde benim o ortamda olduğum belli olmalı kaygısı taşımıyorsunuz. Ve böyle uçarak yaşamadığınız için bu saydığım niteliklerin hepsi kendiliğinden oluşuveriyor… Siz bu konuda nasıl hissediyorsunuz kendinizi ve tespitlerim doğru mu?

VEYİS ÖZTÜRK- Öncelikle tespitler doğru, teşekkür ederim. Bu benim yaşam tarzım aslında, yani uğraşarak yaptığım bir şey değil her şeyden önce, çünkü hayata bakış açım bu. Aslında bir konuda benimle çok yakın çalışan insanları hırpaladığımı düşünüyorum yani birebir benimle çalışan insanlar benden bir şekilde çekinirler. İş konusunda bir kere affedersem ikinciye affetmem, çok sıkı çalışırım ve karşı tarafında mutlaka disiplinli olmasını isterim. Tabi ki bazı insanlar benim hızıma yetişemiyorlar, çok seri kararlar veririm ve onları hemen uygularım. Sürekli yeni bir şeyle gelirim, aynı anda birçok şeyi düşünürüm ve bu yüzden bazen kafam çok yoruluyor. Tabi siz çok kibarda davransanız bütün bunlar, insanların üstünde belirli bir baskı yaratıyor. Kişiye, işin çok hızlı olması gerekiyor, aynı anda da güzel olması gerekiyor dediğiniz zaman bir baskı yaratıyorsunuz üstünde. Ve bunlarla ilintili olarak ta , gereksiz yere özel hayatımı çok ertelediğimi düşünüyorum bazen.

NİL- Peki kendinize en kızdığınız nokta bu mu?

VEYİS ÖZTÜRK- Yani aslında evet. Detaycıyım ve kendimde dahil insanların her zaman doğru kararlar vermesini istiyorum. Bu duygusal anlamda onlara zarar verebiliyor bazen, ama doğru bildikleri şeyi yapmadıklarında da başarısız oluyorlar ve ben buna üzülüyorum..

NİL- Şu anda herkesin olmak istediği bir noktadasınız ve bu noktaya babadan kalan bir servetle değil, tepeden birilerinin torpiliyle değil, sadece VEYİS ÖZTÜRK olarak, yani çalışarak geldiniz. Daha yolun başında olan ve ileride sizin gibi olmak isteyen gençlere sizden daha başarılı olabilmeleri için neler öğütlersiniz?

VEYİS ÖZTÜRK- Ben Türkiye de insanlara her zaman şunu öğütlüyorum aslında, bakın çocuklarınızı okutun diyorum. Bu çok önemli bir şey, mesela ben kişilik özelliklerim bir kenara şu anda üniversite mezunu olduğum için bu noktadayım. Yaşadığım rahat hayat tarzını, hiçbir şeyi bulamazdım. Eğitim çok önemli bir şanstır ve ailem bana bu şansı verdi. İkinci aşamada üniversite mezunu arkadaşlar için konuşuyorum; Bir kere şunu herkesin kabul etmesi lazım, şu anda dünyada çok acımasız bir rekabet var; her yerde, her pozisyonda, her köşede… Bunu kabul eden insanlarında, kendi yaşam çizgilerini kendilerinin çizmesi lazım. Bu nedir; iş hayatında başarılı olacağım, daha çok para kazanacağım, daha iyi yaşayacağım ya da ben o kadar fazla bir şey istemiyorum, düzenli bir hayat istiyorum, yoğun çalışmak bana göre değil, yeteri kadar kazanayım,toplumda bir yerim olsun bu bana yeter. İşte insanların tercihleri burada ortaya çıkıyor.

NİL- O zaman ben bu noktada bir şey sormak istiyorum. Siz az önce istemediğiniz bir şeyi asla kabul etmeyin dediniz ama sohbetimizin başında da “Evet bu kadar fazla çalışmak benim tercihimdi ama belli bir yerden sonra bu benim isteğimden çıkıp, şirketteki dinamizm ve hızlı büyümeye bağlı olarak bir zorunluluk haline geldi ve bu beni mutsuz etmeye başladı çünkü özel hayatıma vakit ayıramıyordum” demiştiniz. Peki siz bunu neden kabulleniyorsunuz şuanda?
(Gülüşmeler…………)

VEYİS ÖZTÜRK- Yaa insan belirli bir süre yüksek tempolu ve başarılı bir şekilde bir işi götürdüyse, artık bırakmak istemiyor. İş yoğunluğu arttıkça, siz bir şekilde aynı performansı göstermeye çalışıyorsunuz. Tabi bazı dönemlerde, organizasyonu iyi kuramıyorsanız veya organizasyonda bazı şeyler eksik kalıyorsa, yetişmiş insan ve profesyonel yöneticiniz az ise, bu sefer size daha fazla iş düşüyor. Radikal bir insansanız daha fazla çalışmanız gerekiyor.

NİL- Bir noktadan sonra bağımlılık mı yaratıyor yani bu iş temposu, vazgeçilemez bir hale mi geliyor?

VEYİS ÖZTÜRK- Benim pozisyonum gibi 7 gün 24 saat , yılın neredeyse 360 günü çalışan bir fabrikada yöneticiyseniz, sorumluluğumda olan bazı şeyler mutlaka takip edilmesi gerekiyor. Çünkü yaşayan bir yerde yöneticisiniz. Bir hastaneye devamlı hasta geliyorsa, gelmesin diyemiyorsanız; burada ki bazı işlerde aynen öyle.. Gıda sektöründe çalışan bir yönetici olarak o hastanedeki doktorlar kadar sorumlu görüyorum kendimi. İnsan sağlığını en üstün değer olarak kabul eden dünya çapında gıda ve beslenme sektörünün lideri olan bir şirketin prensiplerini koruma görevi herhangi bir cerrahınkinden bile daha fazla sorumluluk gerektirdiğini söyleyebilirim.

 

NİL- Hatırladığım kadarıyla “Kendimi bildim bileli mis süt içiyorum” sloganıyla reklamı yayınlanan bir süt vardı hayatımızda, NESTLE'nin ürettiği bu süt piyasadan neden kaldırıldı?
VEYİS ÖZTÜRK- Mis Süt başlangıçta cazip bir girişimdi. Fakat süt sektöründe de NESTLE kendi yüksek standartlarını uyguladığı zaman tüketicinin ödemeye razı olmadığı maliyetler oluştu. Dolayısıyla teknolojiye ve reklama yüksek yatırım gerektiren ve düşük kar oranları yaratan bir kategori. Bununla birlikte durumun bunun tam tersi olan başka kategorilerde de faaliyetteydik. Bir seçim yapmamız gerekti ve bilinçli bir karar ile süt sektöründeki işimizi ve Mis Süt'ü Danone'ye sattık. Şimdi doğru bir karar vermiş olmanın meyvelerini yiyoruz. 2 yıl üst üste %35'lik büyüme kaydettik.

 

NİL- Çikolatanın kısa tarihini bize anlatır mısınız, kim bulmuş bu muhteşem lezzeti?

VEYİS ÖZTÜRK- Avrupalılar, Amerika kıtasını keşfetmeden çok önce dahi Kakao Meksika'daki Aztekler tarafından yetiştiriliyordu. Kakao taneleri bir para olarak, ikincisi de baharatlı içecek olarak -ki buna Chocolat deniliyordu- kullanılıyordu. Kakao taneleri, Avrupa'ya ilk defa Kristof Kolomb tarafından sadece merak için getirilmiş fakat ticari bir içecek olarak yayılması Don Cortez sayesinde olmuştur. Daha sonraları kakao tanelerindeki yağın preslenerek çıkartılması ve kakao taneleri ile birlikte şekerin de eklenerek sade tablet çikolata yapılması 1800'li yıllarda başlamıştır. Sütlü çikolatayı, sonradan NESTLE'ye katılan Daniel Peter 1875'te icat ediyor.
NESTLE dünyanın en eski çikolata üreticilerinden birisi, ilk fabrikası 1890 yılında kurulmuş, yani yaklaşık 116 yıldan beri çikolata üretiyor, zaten çikolata üretimi o yıllarda endüstri halini alıyor.

NİL- NESTLE yıllardır içten içe, son derece yalın, genelde gençlere yönelik bir reklam politikası sürdürüyor. Bunu biraz açarmısınız?

VEYİS ÖZTÜRK- Ürettiğimiz ürünler kime hitap ediyorsa onlara yönelik, pazarı büyütmeye yönelik reklam politikası izliyoruz. Türkiye'de ki ürün satış grafiklerine baktığınız zaman genel olarak gençler ağırlıklı. Reklam yatırımlarımızdaki artışa paralel olarak lider olduğumuz kategorilerde önemli pazar büyümeleri gerçekleştirdik. Kahve, kahve kreması, kahvaltılık gevrekler, çocukların süt içme alışkanlığı edinmelerine yardımcı kakaolu içecekler kategorilerinde genel gıda pazarının birkaç kat üstünde büyümeler gerçekleştirdik.

NİL- NESTLE'nin Türkiye pazarındaki en büyük rakibi kim? Ve çikolata piyasasında birbirini kovalayan firmaların satış yüzdeleri ne durumda?

VEYİS ÖZTÜRK- Çikolata piyasası son dönemlerde çok hareketli. NESTLE ile birlikte Ülker, Eti, Milka gibi markalar da çok etkin. İncelediğiniz kategoriye göre zaman zaman biz, bazen de Ülker önde gidiyor. Toplama baktığımızda Türkiye'deki faaliyetler bazında Ülker NESTLE'nin önünde gözüküyor.

...

NİL- Peki NESTLE bunu kabullenmiş durumda mı, pazar payını yükseltmeyi amaçlamıyor mu?

VEYİS ÖZTÜRK- Tabi ki bunun için çalışıyoruz. Aslında zaman dahilinde pazar payımızı arttırdık ve arttırıyoruz. Örneğin son 10 yıl içerisinde 10 katı bir artış gösterdik. Bunu da devam ettirerek hak ettiğimizi düşündüğümüz noktaya geri gelmeye kararlıyız.
NİL- 10 yıl sonra tekrar bir röportaj yapalım o zaman…
VEYİS ÖZTÜRK- Tamam, aynen öyle verilerimiz 10 yıl içerisinde 10 kat büyüdüğümüzü gösteriyor ve bu ivmeyi yükseltmeyi hedefliyoruz.
(Gülüşmeler…………………….)

NİL- Sık sık yurt dışına seyahat eden biri olarak, Türk vatandaşlarının vize alma konusunda zorlanmasıyla ilgili neler düşünüyorsunuz? Vize işlemleriyle ilgili meraklısına birkaç tüyo verir misiniz?

VEYİS ÖZTÜRK- Gerçekten bu olaya çok üzülüyorum. Neredeyse dünyadaki ülkelerin yüzde 85'i bize vize uyguluyor. Eskiden bunun çok onur kırıcı bir olay olduğunu düşünüyordum ama artık öyle düşünmüyorum, alıştım çünkü. Benim vizelerimi şirketim alıyor ve şirketimizde bu işlerle ilgilenen bir birim var. Bu gerçekle yaşamak zorundayız ne yazık ki yapacak bir şey yok. Vize hazırlıkları içinde, öncelikle evrakları götürmeden konsolosluğun tam olarak ne istediğini iyi anlamak lazım. Ne tür belgelerle, kimlere vize veriyorlar onu iyi bilmek lazım. Konsolosluğun bu konuda çalışan personeli var, onlara da sorulup öğrenilebilir bu. İkinci önemli hususta, yurt dışına ne amaçla gidildiği konusu. Konsolosluğa bunu iyi belirtmek, anlatabilmek vize alabilmek için önemli bir etken.

NİL- Gezip gördüğünüz dış ülkelerle Türkiye'yi kıyasladığınızda sizi bir hayli şaşırtan şeyler neler?

VEYİS ÖZTÜRK- Bu tür karşılaştırmaları aslında ben ne bir Türk olarak, ne de bir yabancı olarak yapıyorum. Yani 3. şahıs olarak yapabiliyorum. Aslında gezip gördükçe şuna karar veriyorum; bazı değer yargılarımızı çok beğeniyorum ve iyi ki varmış diyorum. Bazı mantıksız olaylarımız için ise kültürümüzden kaynaklanıyor diye düşünüyorum, üzülerek yapacak bir şey olmadığını kabulleniyorum. Aslında biz ekonomisiyle, kültürüyle, gelişmişliğiyle her yönüyle Asya ile Avrupa arasında kalmış bir ülkeyiz. Ama bu arada kalmışlık değil kesinlikle… Batı'dan ve Doğu'dan almak istediklerimizi almışız, bir sentez yapmışız ve kendimize bir kimlik oluşturmuşuz.

NİL- Peki yaşamak istediğiniz bir ülke var mı?

VEYİS ÖZTÜRK- Var, İsveç'in Stockholm şehiri. İsveç bugüne kadar dünyada gezip gördüğüm ve yaşamayı isteyebileceğim bir yer. Eğer biraz araştırırsanız dünyada yaşanacak en iyi ikinci şehirdir. Kültür olarak İsveç'lilerin kültürünü çok beğeniyorum. İnsanların birbirleriyle olan iletişimi, birbirlerine saygı duymaları ve direkt olmaları benim yaşam tarzıma fazlasıyla uyuyor. Adaların üzerine kurulmuş mükemmel bir şehir, soğuk ama yazın iki ay çok güzel.
Avrupa'da görmediğim ülke kalmadı, bir süre Amerika'da da yaşadım ancak işin birde başka bir yanı var; İnsan nerede yaşamak ister? Dostlarınızın yanında;kültürünüzü , acılarınızı, mutluluğunuzu paylaştığınız insanlarla birlikte yaşamak istersiniz. Bunların hepsini alt alta koyduğunuz zaman, evet ben yurt dışında belirli bir süre yaşarım ama sonuç itibariyle de Türkiye'den kopmayı asla düşünemem.

NİL- Şimdi Karacabey ve Türkiye gündeminden bir iki soru?

- Karacabey'de Pazarın hangi günler kurulduğunu biliyor musunuz?

VEYİS ÖZTÜRK- Salı günü

-Yılın en iyi filmi seçilen ve rekora koşan Babam ve Oğlum filminin yönetmenini biliyormusunuz?

VEYİS ÖZTÜRK- Çok üzülerek söylüyorum ama bilmiyorum… 2005 yılını hatırlamak bile istemiyorum. 2005 yılı benim için çok kötü geçti diyebilirim, özel hayatım da çok fazla olumsuzluk yaşadım ve yorucu iş temposu yüzünden televizyon bile izleyemedim. Bursa'da otururken ayda en az 4 filme mutlaka giderdim, eve de film alır izlerdim ve her filmin eleştirilerini okuyup, değerlendirirdim. Örneğin kayak yapmayı da çok severim ama bu yıl kayak yapmaya bile gidemedim. Ne yazık ki sevdiğim birçok şeyden koptum bu sene.

NİL- Özür dileyerek söylüyorum, biraz kaba bir tabir olacak ama hayatınızda hiç dost kazığı yediniz mi?

VEYİS ÖZTÜRK- Yedim tabi ki, yemez olur muyum …
(Gülüşmeler….)

VEYİS ÖZTÜRK- Hayatımın her döneminde oldu aslında, Çevremdekiler benimle alay bile etti, insanlara yardım ettiğim için. Hiçbir beklentim olmadan, maddi manevi çok yardım ettim insanlara. Fakat şöyle bir yapım vardır ki, insanlardan sadece bir kere kazık yerim. Ama hiç kin gütmem kimseye, insanlara güvenimi kaybetmem. Çünkü bir şeyi geri getiremezsiniz ki kin tutmakla. Sadece ders çıkartırım bunlardan.

 

NİL- 30'lu yaşlarda dolaşan, mesleğinde iyi bir noktaya gelmiş, hayatın çoğu heyecanını yaşamış biri için sizce eksik olan bir şeyler yok mu? Evlilik gibi…?

VEYİS ÖZTÜRK- Evlenmem gerekiyordu belki 3-5 sene önce. Daha öncesinde istemedim zaten. 33 yaşından sonra evlenmeyi düşünüyordum. Evlenmiş olsaydım, bir iki tane de çocuğum olsaydı çok daha mutlu olurdum diye düşünüyorum. Ama bazı şeyleri programlayarak yapamıyorsunuz, teknik bir iş değil biliyorsunuz. Önce anlaşabileceğiniz birisini bulmanız lazım. Belirli yaşa geldikten sonra çok zor oluyor. Biriyle yaşamak bile karşılıklı olarak fedakarlık isteyen bir şey. Bazı sebeplerden dolayı fedakarlık yapamıyorsanız, sizin çerçeveniz çizildiyse, biraz daha zor oluyor.

 

Belirli bir yaştan sonra zor olsa bile evliliğe daha sıcak bakıyorum. İş hayatındaki başarımın özel hayatımda da olmasını isterim tabiki! Hayatımın bundan sonrasını yalnız geçirmek istemiyorum ve bununla ilgili girişimlerim var.

NİL- Başarılı bir iş adamının isteyebileceği her şey var sizde, bundan sonrası için hayattan beklentileriniz nelerdir?

VEYİS ÖZTÜRK- Bütün yaşlarda hep beklentiler var hayatta. Mesela benim şu anda ki beklentim NESTLE bünyesinde Teknik Direktör olmak. Böyle bir hedefim var. Fırsat verilirse, başarılarım takdir edilirse İsviçre'de Türkiye'yi temsil etmek istiyorum. Üniversitelere konferans vermeye gidiyorum bazen ve bunu arttırmayı düşünüyorum ileride, çok zevk alıyorum çünkü bundan. Topluma da bir şekilde katkım olsun istiyorum, hiç bir zaman karşılıkta beklemiyorum.

NİL- Sizinde bildiğiniz gibi ilçemizde Türkiye çapında iyi bir yere sahip olan iki kuruluş var; Bunlardan bir tanesi NESTLE. Bir diğeri de özünde Karacabey'li ve Karacabey'lilerin gururu olan, SÜTAŞ. Aynı zamanda da www.karacabey.com'un ana sponsorları olan bu 2 dev şirketin ilişkileri nasıl? Ve kentimiz için bu iki şirket yöneticileri ortak çalışmalar yürütüyorlar mı veya gelecekte bu tarzda projeler yapmayı düşünüyor musunuz?

VEYİS ÖZTÜRK- Sütaş ile ilişkilerimiz iyi. Ortak projelerimiz yok fakat Karacabey için yapılan bir çok projeye her iki firmada kendi imkanları ölçüsünde katkıda bulunuyor. Belki ileride iki firmanın birlikte yürüteceği projeler olabilir.

NİL- Son olarak NESTLE'nin www.karacabey.com'a neden sponsor olduğunu ve site hakkındaki görüşlerinizi açıklarmısınız?

VEYİS ÖZTÜRK- NESTLE'nin Karacabey'de ve bütün Türkiye'de iletişimini arttırmak ve kurumsal iletişimini geliştirmek gibi bir amacı var. Biz özellikle sponsor olmayı çok istedik. Bu bölgede kaç yıldan beri fabrikamız var ve böyle bir çalışmamız olmalı diye düşündük. Web sitenizi de çok beğeniyordum ve sponsor olmayı da memnuniyetle kabul ettik. Bölgesel bir web sitesi olmasına rağmen gerçekten çok güzel. Tebrik ederim, çok güzel işler yapıyorsunuz.

NİL- Çok teşekkür ederim bize vakit ayırdığınız için…

VEYİS ÖZTÜRK- Ben teşekkür ederim, keyifli bir sohbetti benim için.

Hazırlayan : NİLAY OLCAY